uLaS
09-12-2006, 05:30 PM
Hazırlıklar tamam olduktan sonra düğün günü kararlaştırılır. Düğünden on beş gün önce çalgı tutulur, bir hafta önce de okuntular dağıtılır. Okuntu itibarlı davetlilere birer yazma (çember), diğerlerine ise şekerdir. Düğün gününden iki gün önce çalgılar gelir, çeşitli havalar çalmaya başlar. Bu arada keşkek dövülmeye başlanır. Düğünden iki gün önce yapılan diğer bir tören de sepi geleneğidir. Oğlan evi akrabalarını ve komşularını toplayıp gelir. Gelenlerin hediye getirmesi adettir. Kız evinin yaptığı yemekler yenir. Kızın çeyizi askıya çıkarılır ve gelenler bunları görür. Gelin, o gece nişan kıyafetini giyer. Sepi altında oyun oynanır. Bu gecede gelin ile görümceyi oyuna kaldırırlar. Kaynanası gelinin başına bir avuç para saçar. Oyunlar oynanır, eğlenilir. Kızın arkadaşları düğün gününe kadar sepi odasında yatar, oğlan evi de onlara yiyecek içecek getirir.
Ertesi gün davetliler gelmeye başlarlar. Her gelen grup çalgıyla karşılanır ve önce düğün evine, sonra da konaklayacakları yere götürülürler. Herkes birer hediyeyle gelir ve hediyeler düğün evine bırakılır. Hediyeler genellikle daha önce düğün evinden kendilerine gelen hediyenin aynısıdır. Akşam yemeğinden sonra düğün evi bir heybeyle odaları gezer ve kahve dağıtır, çalgı da odalarda sırayla çalar. Sonra köy delikanlıları çalgılarla düğün yerine gelirler, misafirler de eğlenceye katılır. Herkes oyun oynar, eğlenir. Daha sonra delikanlılar düğün evine gelerek baklava ve para alırlar. O gün düğün sahibinin maddî gücüne göre güreş, değnek yarışı, at yarışı gibi eğlenceler düzenlenir.
Bu eğlenceler sürerken kız evinde gelinin hazırlıkları sürmektedir. Oyunlardan sonra oğlan evinde atlar hazırlanır. Tabiî artık atların yerini otomobiller almış durumdadır. Yenge adı verilen ve at bulabilen kadınlar, mavi veya kırmızı renkte feraceler giyerek başlarını beyaz yaşmaklarla örterler, çalgılar eşliğinde kız evine doğru yola çıkarlar. Yengelerden birisi kız evinin önünde iner, omzundaki bir heybeyle içeri girer. Heybede bir bacak et vardır. Kızın ev halkı için getirilmiştir. Gelin, annesinin, babasının ve bütün akrabalarının ellerini öper. El öpülürken kıza bahşişler verilir. Sonra avluya çıkılır ve ters kapatılmış bir kazana bastırılarak gelin oğlan evinden gelen ata biner. Hareket edilince bir atlı yine bir heybeyle oğlan evine koşturur ve gelinin yola çıktığı müjdesini verir. Çalgılar çalar, delikanlılar düğün alayının önünde bağıra çağıra gelini götürürler.
Kız evinden ayrılıp oğlan evinin kapısına gelinceye kadar delikanlılar gelin alayının önüne geçerler, bahşiş isterler. Gelin geldikten sonra hemen inmez, kaynata geline vereği eşya ve malları sayar. Bunlar tarla, inek gibi çeşitli arazi ve hayvanlardır. Gelin daha atın üzerindeyken kucağına bir oğlan çocuğu verilir. Bunun sebebi gelinin erkek çocuk doğurmasının istenmesidir. Sonra kaynata tarafından gelin attan indirilir. Yere basınca “eli ekmekli olsun” diye koltuğuna buğday ekmeği kıstırılır, eline bir bardak su verilir ve içeri alınır. Gelin yürüdükçe suyu yavaş yavaş döker. Böylece varsa huysuzlukları dışarıda kalacağına inanılır. Ekmekler dışarıda toplananlara dağıtılır. Bu da gelen misafirlere ekmek verilmesi içindir. Gelin odaya girince yaz da olsa kavla ateş yakılır. Bazı yerlerde gelin eve girerken yenge, gelinin girdiği kapıyı tereyağıyla yağlar. Bunun sebebi de “mutluluk, zenginlik olsun, geçimde sıkıntı olmasın” dileğidir. Gelinin koltuğundan çörekler geçirilerek dışarıdaki delikanlılara dağıtılır. Bu çöreklerden yiyenin dişinin sızlamadığı inancı yaygındır.
Çeyizi gelinden önce eve getirilmiş ve döşenmiştir. Gelin gelince çeyiz odası yenge tarafından açılır.
Ertesi gün davetliler gelmeye başlarlar. Her gelen grup çalgıyla karşılanır ve önce düğün evine, sonra da konaklayacakları yere götürülürler. Herkes birer hediyeyle gelir ve hediyeler düğün evine bırakılır. Hediyeler genellikle daha önce düğün evinden kendilerine gelen hediyenin aynısıdır. Akşam yemeğinden sonra düğün evi bir heybeyle odaları gezer ve kahve dağıtır, çalgı da odalarda sırayla çalar. Sonra köy delikanlıları çalgılarla düğün yerine gelirler, misafirler de eğlenceye katılır. Herkes oyun oynar, eğlenir. Daha sonra delikanlılar düğün evine gelerek baklava ve para alırlar. O gün düğün sahibinin maddî gücüne göre güreş, değnek yarışı, at yarışı gibi eğlenceler düzenlenir.
Bu eğlenceler sürerken kız evinde gelinin hazırlıkları sürmektedir. Oyunlardan sonra oğlan evinde atlar hazırlanır. Tabiî artık atların yerini otomobiller almış durumdadır. Yenge adı verilen ve at bulabilen kadınlar, mavi veya kırmızı renkte feraceler giyerek başlarını beyaz yaşmaklarla örterler, çalgılar eşliğinde kız evine doğru yola çıkarlar. Yengelerden birisi kız evinin önünde iner, omzundaki bir heybeyle içeri girer. Heybede bir bacak et vardır. Kızın ev halkı için getirilmiştir. Gelin, annesinin, babasının ve bütün akrabalarının ellerini öper. El öpülürken kıza bahşişler verilir. Sonra avluya çıkılır ve ters kapatılmış bir kazana bastırılarak gelin oğlan evinden gelen ata biner. Hareket edilince bir atlı yine bir heybeyle oğlan evine koşturur ve gelinin yola çıktığı müjdesini verir. Çalgılar çalar, delikanlılar düğün alayının önünde bağıra çağıra gelini götürürler.
Kız evinden ayrılıp oğlan evinin kapısına gelinceye kadar delikanlılar gelin alayının önüne geçerler, bahşiş isterler. Gelin geldikten sonra hemen inmez, kaynata geline vereği eşya ve malları sayar. Bunlar tarla, inek gibi çeşitli arazi ve hayvanlardır. Gelin daha atın üzerindeyken kucağına bir oğlan çocuğu verilir. Bunun sebebi gelinin erkek çocuk doğurmasının istenmesidir. Sonra kaynata tarafından gelin attan indirilir. Yere basınca “eli ekmekli olsun” diye koltuğuna buğday ekmeği kıstırılır, eline bir bardak su verilir ve içeri alınır. Gelin yürüdükçe suyu yavaş yavaş döker. Böylece varsa huysuzlukları dışarıda kalacağına inanılır. Ekmekler dışarıda toplananlara dağıtılır. Bu da gelen misafirlere ekmek verilmesi içindir. Gelin odaya girince yaz da olsa kavla ateş yakılır. Bazı yerlerde gelin eve girerken yenge, gelinin girdiği kapıyı tereyağıyla yağlar. Bunun sebebi de “mutluluk, zenginlik olsun, geçimde sıkıntı olmasın” dileğidir. Gelinin koltuğundan çörekler geçirilerek dışarıdaki delikanlılara dağıtılır. Bu çöreklerden yiyenin dişinin sızlamadığı inancı yaygındır.
Çeyizi gelinden önce eve getirilmiş ve döşenmiştir. Gelin gelince çeyiz odası yenge tarafından açılır.