Türkiyenin 10 Numaralı Forumu | Balıkesir Üniversitesi  

Geri Dön   Türkiyenin 10 Numaralı Forumu | Balıkesir Üniversitesi > Spor > Fenerbahçe...

Fenerbahçe... Fenerbahçe ile ilgili haberler,transferler,takım hakkında bilgilendirme

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 27-09-2007, 10:00 AM   #1
beşiktaş
Forum Araştırma Görevlisi
 
beşiktaş - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Yaş: 19
Mesajlar: 243
Tecrübe Puanı: 33
beşiktaş is a jewel in the roughbeşiktaş is a jewel in the roughbeşiktaş is a jewel in the rough
Olay... Olay... Yılın röportajı!

Ariel Ortega'nın Kaçacağını Biz Biliyorduk. Giderken Yanında Bir Sürü Bavulu Vardı. Ama Basın Kaçtığının Farkına Varamadı.

* Sadettin Saran, Sociedad'a Nihat Kahveci'yi Almaya Gitti, Transfer Gerçekleşmeyince Münih'e Gelerek Benimle (steviç) Anlaştı.

* Lorant, Fenerbahçe İçin Bir Hataydı. Yardımcıları İle Anlaşamıyordu. Tercümanı, Söylediklerini Kötü Ve Yanlış Tercüme Ediyordu.

* O Dönemde Teknik Direktörümüz Daum Veya Lucescu Olsaydı, Ariel Ortega Gitmezdi, Ligde Ve Avrupa'da Büyük Başarılar Elde Ederdik.

* 6-0'lık G.saray Maçının Videosunu Hâlâ Evimde Saklıyorum. Hayatımın En Büyük Zaferiydi.


***

Ortega'nın kaçacağını biz biliyorduk

Fener'de kendi kabuğuna çekilen Ortega'nın giderken yanında bir sürü bavulu vardı. Biz kaçtığını biliyorduk, basın bunu fark edemedi Sadettin Saran, Sociedad'a Nihat'ı almaya gitmişti. Olmayınca Münih'e gelip benimle anlaştı. Lorant, Fenerbahçe için bir hataydı.

Yugoslav ekolünün önemli futbolcularından, kariyerinin büyük bölümünü Almanya'da geçirmiş bu arada da bir yıl Fenerbahçe'de futbol oynamış, 6-0'lık tarihi maçta forma şansını yakalamış Miroslav Steviç ile Yunanistan'da futbol üzerine güzel bir sohbet yaptık...

HÜSEYİN ÖZKÖK: Miroslav, sen de eski demir perde ülkesi olan Yugoslavya'da
futbol oynamaya başladın. Sanırım hem Yugoslavya'da hem de Doğu Almanya'da sistemler benzerdi. Senin kariyerin nasıl başladı.
STEVİÇ: Evet gerçekten de eğitim açısından çok benzer sistemlerdi. Yugoslavya'da belki oraya göre daha rahattı sistem. Aynen bizde de okula paralel olarak spor okulları vardı. Futbolunu ilerletenler okulu dışarıdan sınavlarla bitirdiler. Bu da onlara futbol üzerine daha çok yoğunlaşıp dış ülkelerde profesyonel olma olanağı sağlıyordu.

HÜSEYİN ÖZKÖK: Almanya'da çok uzun yıllar 1860 Münih, Dortmund, Bochum gibi takımlarda oynadın. Matthias'ın teknik direktörlüğü sırasında Dortmund ile şampiyon oldun. Daha sonra 1 yıl Fenerbahçe'de futbol oynadın. Almanya'daki kariyerini nasıl anlatırsın. İstanbul'da geçirdiğin 1 yıl nasıldı, 10 yıl Almanya'da oynadıktan sonra zor oldu mu?
STEVİÇ: Evet 10 yıl oynadıktan sonra İstanbul'a alışmak kolay olmadı. Eğer eski Yugoslavya'dan direkt İstanbul'a gitmiş olsaydım çok daha kolay olurdu, çünkü mantalite olarak benzer ülkelerdi. Tabii ki on yılda Alman anlayışı kafanıza yerleşmiş oluyor. En büyük avantaj takımda Almanya ve Yugoslavya kökenli futbolcular vardı. Uluslararası maçlar oynuyorduk. Dolayısıyla pozitif düşünen biri olarak alışmam uzun sürmedi.

HÜSEYİN ÖZKÖK: Miki sen peki bu durumu o zaman nasıl karşıladın?
STEVİÇ: Matthias'ın bana açık ve dürüst yaklaşımı benim aslında hayat felsefemdir. Bir gün futbolda herhangi bir görev alırsam ben de aynen bu şekilde davranırım. Kendi çocuklarıma da bu doğrultuda davranıyorum. Karşılıklı açık ve dürüst olduğunda iyi bir ilişki için temel zaten kendiliğinden oluşur. Ben biraz eski kafalıyımdır. İyiyi de kötüyü de zor unuturum. Matthaias'ın bu davranışında da onunla arkadaşlığımızın gelişmesinde ve uzun yıllardır arkadaş kalmamızda çok etkisi oldu.

HÜSEYİN ÖZKÖK: Türk futbolunu tanıyorsun. Türk Milli Takımı'nın Euro 2008 şansını nasıl değerlendiriyorsun?
STEVİÇ: Türkiye'nin kaybettiği puanlar beni şaşırttı. Türk futbolu genç ve kendinden emin bir jenerasyona sahip. Takımın başında da Türk Milli Takımı'na uyan bir hoca var. Türkiye'nin gruptan çıkacağını düşünüyorum.

HÜSEYİN ÖZKÖK: Seninle biraz Türkiye'de oynadığın dönem hakkında konuşmak istiyorum. Türkiye'de Fenerbahçe'de forma giydin. Bu transfer nasıl gerçekleşti. Kim seni Fenerbahçe'ye önerdi?
STEVİÇ: Lorant'ın dönemiydi ve Fenerbahçe benim oynadığım pozisyon olan defansa dönük orta saha oyuncusu arıyordu. Fenerbahçe ilk olarak şu an Arsenal'de oynayan Gilberto'yu istiyordu. Ama o 2002 Dünya Kupası sonrası Arsenal'i tercih etti. Lorant'la birlikte 5 yıl 1860'ta beraberdik beni oradan tanıyordu. Ben de o yıl Dortmund ile şampiyonluk yaşamış ve UEFA Kupası'nda final oynamıştım. Bonservisim de elimdeydi ve böylece transfer gerçekleşti. Sadettin Saran, Sociedad'a Nihat'ı almaya gitmişti ama transfer gerçekleşmedi. Oradan Münih'e geldi ve benimle buluştu. Pazarlık yaptık anlaştık. Ben, başka takımlar istemesine rağmen Şampiyonlar Ligi ön elemesi oynayacak olması nedeni ile Fenerbahçe'yi tercih ettim. Bu attığım adımdan hiç pişman olmadım. İstanbul gibi dünyanın en güzel şehirlerinden birini tanıdım. Tek sorun çocuklarımın okulu nedeni ile ailemi yanıma getirememem oldu.

HÜSEYİN ÖZKÖK: Peki bir yıl sonunda neden ayrıldın?
STEVİÇ: Fenerbahçe ile anlaşmam şu şekildeydi. Eğer 25 maçta oynarsam mukavelem otomatik olarak uzayacaktı. Ancak daha ilk yarı bittiğinde 24 maç oynadıktan sonra bana sana bu kadar para ödeyemeyiz mukaveleni uzatmayı düşünmüyoruz dediler. Ama esas neden ailemin Almanya'da olması ve İstanbul'a gelememeleri idi. Daha sonra da Bochum'a transfer oldum. Fenerbahçe'de başta Sadettin Saran olmak üzere herkesle çok iyi ilişkilerim oldu. Çoğu ile hâlâ görüşüyorum. Şampiyonlar Ligi finali için İstanbul'a geldiğimde hepsi ile görüştük. Ayrıca kaldığım süre içinde ne Galatasaray taraftarları ne de Beşiktaş taraftarları bana karşı kötü bile bakmadılar. Bu da herhalde benim tüm insanlarla açık, dürüst ve insanca bir ilişki yürütmemden kaynaklanıyor. Kaldığım bir yıl içinde tek negatif olay yaşamadım. O yıl şampiyon olamasak da unutamadığım 6-0'lık Galatasaray maçı var. Ben çok derbi oynadım. Kızılyıldız-Partizan, 1860-Bayern, Schalke-Dortmund. Ama bu maçı asla unutamayacağım ve evimde hâlâ videosunu saklıyorum. UEFA Kupası'nı almış büyük bir Avrupa takımı olan böyle bir takımı o takımdan bir çok oyuncu ve aynı teknik direktör ile bu şekilde yenmek müthiş bir olaydı.

HÜSEYİN ÖZKÖK: Fenerbahçe'de başta Ortega olmak üzere birçok ünlü futbolcu ile oynadın. Ortega olayını sana sormak istiyorum. Neydi Ortega'daki problem. Neden kaçtı Ortega? Lorant yüzünden mi yoksa başka nedenleri mi vardı?
STEVİÇ: Biz o zaman çok iyi bir takıma sahiptik. Hatta ondan sonra Fenerbahçe'nin kurduğu hiçbir takım bu kadar iyi olmadı. Bizim tek handikabımız Daum ya da Lucescu gibi bir teknik direktöre sahip olamamamızdı. Yine de eğer Lorant'a daha fazla şans tanınsaydı biz yine de daha başarılı olurduk. Ancak sürekli teknik direktör değişikliği takımı olumsuz etkiledi. Lorant gidince Tamer Güney hoca geldi. Hemen ardından da Oğuz Çetin. Tabii bu devamlılığa büyük darbe vurdu ve takımda büyük huzursuzluğa neden oldu. Halbuki biz bireysel olarak Ortega, Rapaiç, Revivo, Washington, Mirkoviç, Serhat, Tuncay, Ümit gibi çok yetenekli iyi bir ekibe sahiptik. Ama bu nedenlerle yolunda gitmedi işler. Bunun yanında Lorant'ın anlaşmadığı yardımcıları ve Lorant'ın söylediklerini kötü tercüme eden bir tercüman vardı. Takımda Almanca bilen futbolculara bir defasında sordum neler tercüme ediyor diye. Onlar da bana Lorant'ın söylediklerinden çok farklı şeyler söylüyor demişlerdi. Fenerbahçe gibi büyük bir kulübün böyle durumları yaşamış olması gerçekten çok yazık. Kulüp başkanı futbolu seviyor ve o dönemde Sadettin Saran gibi iyi çalışan yöneticiler de vardı. Ortega ise bu karışıklıklar içinde uyum sağlayamadı ve kendi kabuğuna çekildi. Avrupa'daki bir Arjantin maçı öncesi seyretmeye gidiyorum diye gitti. Giderken de yanında bir sürü bavulu vardı. Biz kaçtığını biliyorduk ama gazeteler bunun farkına varamadı.

HÜSEYİN ÖZKÖK: Ali Şen ile de iyi bir ilişkin olduğunu biliyoruz.
STEVİÇ: Ali Şen, Yugoslav kökenli ve Partizan kulübü ile yakın ilişkileri var. Benim de kayınpederim Partizan sportif direktörü idi ve kendisi ile orada oynarken sıklıkla görüşme olanağımız olurdu. Çok değer verip, takdir ettiğim herkesçe sevilen bir insan.

HÜSEYİN ÖZKÖK: Peki Başkan Aziz Yıldırım ile ilişkin nasıldı?
STEVİÇ: Onunla da hiçbir problemim olmadı. Bana bazen nasıl oynamamız gerektiğini sorardı. Demin de söyledim. Futbolu çok seviyor. Fenerbahçe'yi çok seviyor ama buna karşın futboldan çok fazla anlamıyor ki birçok kulüp başkanı futboldan anlamaz zaten. Onların işi akıllı kararlar alıp kulübü yönetmektir. Aziz Yıldırım da son yıllarda akıllı kararlar aldı ve kulübü başarılı hale getirdi, alınan sonuçlar da bunu gösteriyor. Daha önce Sadettin Saran bana "Hangi teknik direktörü getirelim sence?" diye sorduğunda hemen Daum'u tavsiye etmiştim. Daum geldi ve başarılı oldu.

HÜSEYİN ÖZKÖK: Aziz Yıldırım'ın sürekli olarak kötü giden maçlarda soyunma odasına indiği, talimatlar verdiği ve takıma karıştığı söylenir. Senin zamanında böyle şeyler yaşandı mı?
STEVİÇ: Tam olarak böyle bir şey gerçekleşti mi söyleyemem. O dönem çok karışık bir dönemdi. Avrupa'dan elenmiştik, teknik direktör değişiklikleri yaşanmıştı. Başkanın konuşmaları oldu ama ben zaten anlamıyordum ne söylediğini. Karışık bir dönem olduğu için müdahale gereği görmüş olabilir.

HÜSEYİN ÖZKÖK: Tuncay'ın İngiltere'ye transferine ne diyorsun?
STEVİÇ: Tuncay, Fenerbahçe'ye geldiğinde tüm genç futbolculara olduğu gibi ona da yardımcı oldum. Müthiş bir mücadele gücü ve hırsı olan bir futbolcu. Oraya gitmesi beni şaşırtmadı. Premier League tam onun oyun yapısına uygun. Boro da iyi bir kulüp, büyük bir kulübe gitseydi çok daha fazla baskı altında kalacaktı. Ben çok başarılı olacağına ve başka büyük bir kulübe gideceğine inanıyorum.

HÜSEYİN ÖZKÖK: Peki Ümit, Mondragon ve Daum Köln'deler şimdi. Ümit'le görüştünüz mü Almanya'da?
STEVİÇ: Evet kısa süre önce telefonlaştık. Ümit, Köln'e üstün tecrübesi ile çok yararlı olur. Onun gibi Feberbahçe ve Milli Takım'da uzun yıllar oynamış bir futbolcu, her takıma yararlı olur. Köln'e gitmesi ve yeni bir olaya motive olması da bence iyi bir karar. Almanya yabancı bir ülke sayılmaz. Çünkü çok sayıda Türk bu ülkede yaşıyor. Alışması fazla zaman almaz. Köln potansiyeli olan, sürekli 50 bin seyirciye oynayan ve birinci ligde olmayı hak eden bir takım. Daum ve yeni alınan futbolcularla bunu başaracaklarına inanıyorum.

HÜSEYİN ÖZKÖK: Fenerbahçe taraftarları ile ilişkilerin nasıldı. Sen Dortmund gibi müthiş bir seyircisi olan bir takımda da oynadın. İki takım taraftarları arasındaki farklar neler?
STEVİÇ: Şimdiye kadar hiçbir yerde hiçbir taraftarla problem yaşamadım. Ben her zaman en iyisini en doğru şekilde vermeye çalıştım. Zaten bunu yaptığın zaman gazeteciler ne yazarsa yazsın taraftar işin gerçeğini anlar. Tabii ki bazı taraftarlar futbolculardan yaralanmak isterler. Ama böyle bir ilişkiye benim dünyamda hiç yer olmadı. Dortmund seyircisi gerçekten de başlı başına bir olay. Her maçta ne olursa olsun 75 bin seyirci tribünlerde. Bu, Tanrı'nın bu takıma bir armağanı olsa gerek. Ama dediğim gibi en unutamadığım olay 6-0'lık Galatasaray maçı. Bunun yanında Dortmund'ta oynarken UEFA Kupası'nda 2000 yılında G.Saray'a sahamızda 2-0 yenildiğimiz maçtaki seyirciyi unutamıyorum. Stadın tamama yakını Galatasaray seyircisi tarafından doldurulmuştu ve biz gözlerimize inanamayıp korkmuştuk. Acaba başka bir stadyumda mıyız diye düşünmüştük. O gün karşımızda müthiş bir takım vardı ve bizi yendikten sonra da UEFA Kupası'nı aldılar. O gün Karpatlar'ın Mar adona'sı olarak anılan büyük futbolcu Hagi ile formamı değiştirmiştim.
HÜSEYİN ÖZKÖK: Miki sana çok teşekkür ediyorum.

Hüseyin Özkök'ün F.BAHÇE ANISI
Lorant, Fenerbahçe'ye geldiğinde aslında onun tercümanı bendim. Lorant'ın 1860'ta eski bir futbolcusu olan Lutz Braun benim Almanya'dan arkadaşımdı. Beni Lorant'a tavsiye etmiş ve 'mutlaka onu al başın ağrımaz' demiş. Daha sonra Lorant beni aradı telefonla ve Samandıra'ya çağırdı. Diğer yandan da benim kardeşim Fenerbahçe kongre üyesidir ve Hulusi Belgü'nün yakın arkadaşı olduğu için onun yöneticilik döneminde kulüpte çalışmıştı. O da beni kulübe tavsiye etti. Bunun üzerine Necmi Gülümser beni aradı ve kulübe çağırdı. Yani her iki yandan artık iş tamam duruma gelmiş gibiydi. Bu olanlar Fenerbahçe'nin o sezon Kadıköy'de oynadığı ve 4-0 kazandığı Kocaeli maçı öncesi gerçekleşti. Ben sonuçta Samandra'ya gittim ve işe başladım. Tam da o sırada Fenerbahçe, Simao'yu transfer etti ve onun da tercümanı Portekizce bilen meşhur Mustafa idi Soyadını hatırlayamıyorum) Lorant beni çok tuttu. (Bu arada Steviç beni hatırlamadı ama söylediğimde) Ben idmanlara çıktım. Hatta bir hafta önce sanırım Ankara'da alınan bir yenilgi vardı, onun çok sert fırçasını futbolculara tercüme ettim. Aziz Yıldırım'ın Samandıra'daki odasında Lorant ile konuşmalarını tercüme ettim. (Bu arada Aziz Yıldırım bana her söylediğimi tercüme etme demişti) Ve Kocaeli maçı geldi çattı. Otobüsle maça gittik. Ben maç öncesi Sadettin Saran ile tanıştım. 'Pazartesi görüşür, anlaşma yaparız' dedi. Maç bitti. Basın toplantısında tercümemi yaptım. Stattan ayrıldık ve bana 'Seni ararız ne zaman gelmen gerektiğini söyleriz' dediler. Pazartesi oldu. Beni Lorant'ın tercümanı (sonraki olay adam) Sırrı aradı ve "Abi bu Simao'nun tercümanı Almanca biliyormuş, 'boşuna iki kişiye para vermeyin, ben yaparım' demiş. Seni çağırmayacaklar, haberin olsun" dedi. Tabii ben çok şaşırdım. Nitekim dediği gibi oldu. Bir daha beni kulüpten kimse aramadı. Teşekkür bile etmediler ve 1 hafta çalışmamın karşılığını ödemediler. Sonradan Mustafa'nın Lorant tercümelerini duydukça çıldırdım. Almanca'yı hasbelkader konuşuyordu ve inanılmaz yanlış tercümeler yapıyordu. Artık soyunma odasındakileri siz düşünün. Steviç'in o konuda dedikleri zaten bunu belgeliyor. Düşünün koskoca Fenerbahçe kulübü o dönem üç kuruş için milyonlarca dolar harcadığı takımının teknik direktörüne o lisanı iyi bilmeyen tercüman veriyor. Lorant beni hep istedi, 'Sezon sonunu bekle' dedi. Sezon sonunda buluştuk yine. Bana Kendi ekibimi getirmek istiyorum ama başkan izin vermiyor' dedi. Dolayısıyla gönderilene kadar olmadı benim iş.
beşiktaş is offline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
Yeni Konu Açamazsınız
Konulara Cevap Yazamazsınız
Dosya Yükleyemessiniz.
Mesajarınızı Düzenleyemezsiniz.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Beşiktaş'tan yılın bombası Blanus Beşiktaş... 0 11-06-2008 06:54 PM
50 yılın unutulmayan gafları uqurxx Komik Yazılar ve Fıkralar... 1 08-08-2007 11:51 AM
UEFA "Yılın en iyileri" adaylarını açıkladı uLaS Futboldan Haberler 0 12-12-2006 12:30 PM
oLay oLay oLay - Ücretsiz Linux Ubuntu Cdsi Evinize gelsin - Hiç Bir Ücret Yok!! uLaS Linux İşletim Sistemi... 0 12-12-2006 11:35 AM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:03 PM .


Telif Hakları vBulletin v3.8.2 © 2000-2010, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.